Düzce kenti temel kayalardan uzak (en yakını 5 km.)
güneybatıya doğru 0.5-3 derecelik eğime sahip ovada yerleşmiştir.
Akarsu, kanal ve taşkın ovası çökel alanları üzerinde bulunmakta
ve genişlemektedir. Bu kesimlerde geç torkul kalınlığı 175-225 m
arasındadır. Asar suyu ve Melen çayı şehrin içinden geçer ve düzenlenmemiş
kanal yerlerinde taşma yapar. Üzerinde yerleştiği litoloji büyük
ölçüde silt ve kil, daha az oranda kum ve çakıllardan oluşur. Güneydeki
kırık hattına (Düzce Fayı) yaklaşık 7 km. mesafededir. Taşkın ovasının,
taşkından korunan bölgelerinde kalın bir toprak örtüsü gelişmiştir.
Buralarda yüzeyden itibaren su tablası derinliği 2.5-3.5 arasındadır
ve güneye doğru gittikçe sığlaşır. Bu düşük su tablası seviyesi
büyük ölçüde kanal düzenlemeleri ve Melen çayının 2.5-4.0 m. Arasında
yatağına gömülmüş oluşu ile sonradan sağlanmıştır.
Gölyaka ilçesi 17 Ağustos depreminde kırılma
gösteren aktif fayın üzerinde bulunmaktadır. Güneydeki temel kayalardan
yaklaşık 1 km., kuzeyindeki Çaycuma formasyonundan yaklaşık 1.5
km. uzaklıkta akarsu egemen alüvyon yelpazesi ve gölsel çökel
bölgesinde geniş alan kaplar. Üzerinde yerleştiği yerde litoloji
çakıl, kum, silt, kildir. Efteni gölü tüm havzanın hem su toplama
merkezi, hem de gittikçe derinleşen ve genişleyen depolama merkezidir.
Bu nedenle göl civarında 260 m. olan tortul kalınlığı gittikçe
incelme gösterir. Bu gelişimin devam etmesi ile Gölyaka ilçe merkezi
jeolojik gelecekte göl içinde kalacaktır. Gölyaka ilçesinde geçen
akarsu yatağı düzenlenmiş ve derinleştirilmiştir. Bu nedenle yer
altı su tabakası 1,5-2,5 m. Arasında bulunur.
Çilimli ilçe merkezi Çaycuma formasyonu içine
saplanmış göreceli eski bir alüvyon yelpazesinin üzerinde, kısmen
temel kayalar üzerine oturmaktadır. Hemen önünde çilimli fayı
uzanır. Güncel akarsu yelpazeyi derince yarmış ve düşük bir rölyef
yaratmıştır. Çilimli'nin hemen kuzeyindeki heyelanların oluşumuna
da bu derin deşilmenin de rolü vardır. İlçenin bulunduğu kesim
ve kuzeyi fazlaca engebelidir. Ancak buradaki fayların (Çilimli
fayı dahil) yakın dönemde bir aktivitesi izlenmemiştir.
Gümüşova, Yığılca üyesi volkanit üzerinde yerleşmiştir.
Burada litoloji volkanik breş ve tüflerdir. Birimin üzerinde,
topoğrafyaya bağlı olarak 0.5-1.5 kalınlığında toprak örtüsü gelişmiştir.
Cumayeri, batıdan gelen mevsimlik bir akarsuyun
Melen Çayına ulaştığı yerde yerleşmiştir. Temel kayalar kuzeyden
1 km., güney batıda 2 km. mesafede bulunur. Alüvyal kökenli tortul
kalınlığı 100-130 m. Arasında tahmin edilmektedir. Egemen litoloji
ince kum-silt ve kildir. Melen çayının Menderesli akışı hem drenajı
hem de yöredeki tortul tipini belirlemiştir.
DOĞAL AFET POTANSİYELİ AKTİF FAYLAR VE DEPREMSELLİK
Düzce havzası ülkemizin en önemli aktif faylarından
olan Kuzey Anadolu Fayı (KAF) üzerinde yer almaktadır. Bu fay,
doğuda Karlıova yöresinden başlayarak ülkenin kuzey yarısının
doğu batı yönünden boydan boya kat eder. Bolu yöresine kadar genelde
tek kırıklardan meydana gelen dar bir zonda izlenen bu fay, bolu
batısında (Dokurcum Vadisi) çatallanır. Ve iki ana kola ayrılarak
Marmara Denizine doğru uzanır. Sakarya-Düzce yöresindeki Hendek
fayları da KAF sistemine katılır ve foy zonunun genişliği 40 km.'ye
ulaşır.
Düzce havzasında yer alan yerleşmeler son yüzyılda
bu zonda bulunan aktif fayların oluşturduğu büyük depremlerin
yıkıcı etkisinde kalmıştır. 1944, 1957 ve 1967 yıllarındaki depremler
bu fayın Bolu Abant ve Abant Gölü-Adapazarı Ovası arasında yüzey
faylanması oluşmuştur. Düzce havzasına en yakın olan ve deprem
potansiyeli taşıyan aktif faylar ise bu havzanın oluşumuna yol
açmış bulunan Düzce, Hendek fayları aktif fay karakterindedir.
Çilimli fayı ise olası aktif bir faydır.
DÜZCE FAYI
Düzce havzasının morfomojik olarak güneyden sınırlandıran
bu fay Akyazı-Kaynaşlı arasında 70 km. uzunluğundadır. Birbirini
bütünleyen üç alt parçadan oluşan Düzce fayı sağ yönlü doğrultulu
atılımlı aktif bir faydır. Akyazı bölümünde kuvaterner öncesi
temel kayalar içerisinde izlenmektedir. Düzce havzası bölümünde
ise genelde yine kuvaterner yaşlı alüvyonlarla temel kayalar arasında
dokunak oluşturmaktadır. Günümüz morfolojisinde izlenen drenaj
özellikleri; fay sarplıkları, ötelenmiş dere ve sırtlar bu fayın
aktivitesini gösteren verilerdir.Fayın aktivitesi 17 Ağustos ve
12 Kasım depremleriyle de ortaya çıkmıştır. 17 Ağustos depreminde
gelişmiş olan 130 km. uzunluğundaki yüzey kırığının 30 km.lik
doğu bölümü Düzce fayı üzerinde yer almaktadır. Bu deprem Düzce
fayının Efteni gölüne kadar olan kesiminde gerçekleşmiştir. 12
Kasım 1999 depreminde Düzce fayının doğu bölümünde olan Efteni
Gölü ile Bolu'nun kuzey batısında Pirahmetler arasında kırılmıştır.
(Bu depremde yaklaşık kırılan fayın uzunluğu 45 km.'dir.)
HENDEK FAYI
Düzce havzası batısında Sapanca gölü-Hendek-Cumayeri
arasında uzanan Kuzey doğu, güney batı uzanımlı Hendek fayı olarak
bilinmektedir. Sağ yönlü doğrultulu atılımlı olan bu fay yaklaşık
50 km. uzunluğundadır. Adapazarı ovasında olasılı olarak haritalanmış
olan bu fay Hendek-Cumayeri arasında 25 km.lik bölümünde morfolojik
olarak çok belirgindir. Morfolojide sağ yönde ötelenmeler ve büyük
boyutlu basınç sırlarının gelişmiş olduğu zonda kuvaterner yaşlı
Karapürçek formasyonu fay tarafından kesilmekte, fay bu formasyonla
temel kayalar içerisinde yer almaktadır. 1994 Düzce-Hendek depremi
olasılıkla bu fay üzerinde gerçekleşmiştir. Fay üzerinde son depremlerden
Hendek kuzey batısında yüzey yarığı oluşmuştur. Oluşan bu kırık
sağ yönlü doğrultulu atılımlıdır. Kırık boyunca küçük boyutlu
deformasyonlar 2-5 cm. arasında sağ yönlü ötelenmeler gelişmiştir.
Fay üzerinde gelişen ve boyutu ile oransız olan bu yüzey kırılması
17 Ağustos depremi ile Hendek fayı üzerinde aşırı stres birikimi
olduğunu gösteren bir veri olarak kabul edilebilir.
ÇİLİMLİ FAYI
Düzce havzası kuzeyinde Cumayeri-Konuralp arasında
uzanır. Yaklaşık 13 km. uzunluğunda olan bu fay güney batıdaki
Hendek fayının devamında yer alır. Kuzey batı-güney doğu genel
doğrultulu olan fay kuzeydeki Odunluk Dağı ile Düzce Havzası tabanı
arasındaki morfolojik diskordansa karşılık gelmektedir. Fay çizgisi
boyunca çok sayıda kaynak dizilimi gözlenmiştir. Bu özellikleri
göz önüne alınarak Çilimli Fayı olasılı aktif bir fay olarak değerlendirilmiştir.
Afet Bölge Kordinatör Valiliği İstanbul Teknik Üniversitesi
17 AĞUSTOS 1999 DEPREMİ RAPORU
Deprem 17 Ağustos 1999 da saat 03.02 de 40.70
kuzey enlemi ile 29.91 doğu boylamının tarif ettiği bölgede, İzmit'in
11 km. güney doğusunda meydana gelmiştir. Depremin büyüklüğü çeşitli
kuruluşlar tarafından değişik değerlerde bildirilmiş ise de, moment
büyüklüğü 7.4 ve yüzey dalgası büyüklüğü 7.8 değerleri civarında
değişmektedir. Depremin odak derinliğinin 10-15 km. olduğu ve
sağ atımlı 120 km. civarında bir fay hareketi ortaya çıktığı yapılan
incelemelerle belirlenmiştir. Ana deprem dalgasının ardından büyüklüğü
4.0-5.0 değerlerinde olan çok sayıda artçı depremler meydana gelmiştir.
Deprem merkez üssüne en yakın ivme kaydı İzmit
meteroloji istasyonundan alınmıştır. Buna göre maksimum ivmi kuzey-güney
doğrultusunda 163 mG, doğu batı doğrultusunda 220 mG ve düşey
doğrultuda 123 mG'dir. Görüldüğü gibi, üç birleşende birbirleri
ile kıyaslanabilir büyüklüktedir.
17 Ağustos depremi karada İzmit körfezi ile Düzce
güneybatısı arasında yaklaşık 120 km. uzunluğunda bir güney kırığı
meydana getirmiş olup bu kırık üzerinde 4.2 m.ye varan sağ-yanal
yer değiştirmeler meydana gelmiştir. Yapılan arazi gözlemlerine
göre, faylanma genelde 4 segmentten oluşmaktadır ve İzmit körfezi
ile Akyazı arasında kalan segmenti ana kırığı oluşturmaktadır.
Kırığın üzerinde yer alan TEM otoyolu en az üç yerde kırık tarafından
kesilerek yolun yer yer 200 m. Uzunluğundaki bölümünü deforme
etmiş olup üst geçitlerin yıkılmasına veya kullanılamaz hale gelmesine
sebep olmuştur. İzmit-Arifiye tren yolu Arifiye batısında ve özellikle
Tepetarla köyü yakınlarında 2.7 metreye varan sağ-yanal ötelenmelerle
deforme olmuştur. Tren yolunun Arifiye batısındaki deformasyonda
1 m.lik yükselmelerde gözlenmiştir. Yüzey kırığı üzerinde yer
alan siteler ve köylerde de yoğun hasar ve yıkım gözlenmiştir.
Bu deprem sırasında bu kırığın yakınında yer alan ve özellikle
suya doygun alüvyon zeminlerde başta Adapazarı, İzmit, Gölcük,
Yalova ve Akyazı, Düzce olmak üzere bir çok yerleşim biriminde
aşırı yıkımlara sebep olmuştur. Faylanma dışında Adapazarı içinde
sokaklarda meydana gelen deformasyonlar ile Gölcük ve Sapanca
Gölü kıyılarında meydana gelen göçmeler kuvvetli yer sarsıntısı
ile ilgili olup hasarların yoğunlaşmasına sebep olmuştur.
Bu deprem öncesinde İzmit körfezi ve çevresinde
deprem potansiyelinin yüksek olduğu yalnız tarihsel deprem kayıtlarına
dayanılarak değil, GPS ölçümleri sonuçlarının değerlendirilmesi
ile de farklı grupların yaptığı çalışmalarda ileri sürülmüştür.
Bu verilere göre bu alanda en son depremlerin 1719 ve 1754 yıllarında
meydana geldiği ve buradaki hızların 10-15 mm/yıl olduğu gözönüne
alınırsa, bu faylar üzerinde bu deprem sırasında meydana gelen
yer değiştirmelerle çok uyumlu olduğu anlaşılmaktadır. Bunun yanısıra
Kuzey Anadolu fayı üzerinde 1939 yılında başlayan 6 büyük depremin
batıya doğru göçü sonucunda Kuzey Anadolu Fay zonunun toplam 900
km.lik kısmı kırılmış ve kırıklarda 7.5 m. ve çevresinde bu depremler
sebebiyle stresin yükseldiğini ortaya koymuştur.
İzmit körfezi, İzmit Kuzey Anadolu fayının kuzey
kolu üzerinde yer almaktadır ve bu yapı bir seri basenlerden oluşmaktadır.
İzmit körfezine boşalan nehirler jeolojik süreç içerisinde Gölcük,
Hersek, Kavaklı deltalarını ve Sapanca Gölü ile İzmit körfezi
arasındaki geniş ve uzun alüvyon düzlüğünü oluşturmuştur. Bu alanlarda,
zemin profili genelde çok kalın, yumuşak-orta katı kil veya gevşek
kum tabakalarından oluşmaktadır. Diğer bir deyişle, Kuzey Anadolu
Fay Hattının Marmara denizinin güneyi boyunca uzandığı bölgede
hem sismik aktivite çok yüksek ve hem de zemin koşulları son derece
elverişsizdir. Çeşitli projelerle ilgili olarak bölgede yapılan
zemin araştırmaları, zemin tabakalarının sıkışabilme özelliğinin
çok yüksek olduğunu ve ayrıca bazı bölgelerdeki zeminlerin sıvılaşma
potansiyeli gösterdiğini ortaya koymuştur.
17 Ağustos 1999 Depremi
Depremin Büyüklüğü : Mw= 7.4
Enlem-Boylam : 40.709 Kuzey-29.998 Doğu
Odak Derinliği (h) : 9 km.
Faylanma Mekanizması : 1. Düzlem: 92/89/-177
2. Düzlem: 2/87/-1
Deprem Oluş Süresi : 15 saniye
Yüzey Kırığı : Karada gözlenen mak. 140 km.
Maden Tetkik ve Arama Genel
Müdürlüğü
12 KASIM DÜZCE DEPREMİ RAPORU
12 Kasım 1999 depremi, Düzce fayının hareketi sonucu oluşmuştur.
Bu fay Akyazı ile Bolu dağı tüneli arasında doğu batı yönünde
yaklaşık 73 km. uzunluğundadır. 17 Ağustos 1999 depreminde Düzce
fayının Akyazı-Gölyaka arasında kalan 30 km.lik batı bölümü kırılmıştır.
12 kasım 1999 depremi ise fayın Gölyaka doğusunda kalan 43 km.lik
bölümünün kırılması sonucu oluşmuştur.
Bu yüzey kırığı Gölyaka batısından başlar. Buradan
doğru Efteni gölü güneyinden geçerek, Kaynaşlı yönüne doğru devam
eder. Kaynaşlı ilçesi içerisinden geçerek E-80 karayolunu yaklaşık
olarak doğu batı yönünde keser. TEM otoyolu viyadükleri doğusunda
çatallanarak doğuya doğru iki kol halinde uzanır. Asar suyu vadisindeki
5 km.lik bölümünde, henüz yapımı devam eden TEM otoyolu dolgusunda
yer yer izlenen kırık, Bolu tüneli kuzey girişinin 1.5 km. batısına
kadar izlenmiştir.
12 Kasım 1999 depreminde, Düzce ovasının güneybatı
ucundan, doğuya doğru Aksu, açma, Hamamyanı (Kaplıca), Kalyoncuoğlu,
Aydınpınar, Çakırhacı İbrahim, Beyköy, Ovapınar, Fındıklı, Kaynaşlı
merkezi, Darıyeri Hasanbey yerleşim alanları ile kabaca tanımlanabilecek
bir güzergahı izleyen diri fay sistemi yenilmiştir.
Fayın büyük bir bölümü Düzce ovasının güneyde
yüksek dağlık alan ile birleştiği tatlı engebeli bir kuşağı izlemektedir.
12 Kasım'da kırılmış olan fayın Bolu ovasının kuzeybatı köşesinde,
Elmalık yerleşim alanından belirgin olarak başlayarak güneydoğuya
doğru uzanan ve bu depremde kırılmamış olduğu görülen bir diğer
diri fay parçası ile olan olası bağlantı bölgesinde de yüzeyde
önemli bir deformasyon dikkati çekmemektedir.
Sismogramların değerlendirilmesi öncesinde, kırık
boyunca ortalama atımın 350 cm. dolayında kabul edilmesi uygun
gözükmektedir. Doğrultu atıma ek olarak, Kaynaşlı dolayında, yani
iki fay parçasının olası buluşma bölgesinde batı fay parçasının
güney bloğunda sistematik bir alçalma izlenmekte. Yer, yer 1 metreye
ulaşan bu düşey hareket iki sağ-yanal atımlı fayın birbirine göre
sağa çekme gösterdiği bu bölgede beklenen bir durum olarak değerlendirilebilir.
Benzer şekilde Efteni gölü dolayında da düşey atımın artması bu
bölgedeki fay doğrultusundaki bükülme ile uyuşumludur. Düzce fayının
batıdaki Sapanca fayı ile geometretik ilişkisi, Düzce ovasının,
güneybatı köşesinden genişlemeye devam ettiğini gösteren bir özellik
taşımaktadır.
12 Kasım 1999 depremi yüzey kırığının Efteni gölü
doğusunda kalan 33 km.lik kesiminde, sağ yönlü doğrultu atımlı
faylanma deformasyonu izlenmiştir. Bu kesimde fay zonunun genişliği
10 m. ile 500 m. arasında değişmektedir. Bu bölümünde seyrek aralıklı
yapılan ölçümlerde, fay blokları arasında maksimum 410+/- cm.lik
sağ yönlü yer değiştirme (atım) gerçekleştiği gözlenmiştir. Maksisum
atım fayın orta kesimine rastlamaktadır. Efteni gölü güneyinde,
5 km.lik bölümünde normal eğim atım ile sağ yönlü doğrultu atım
ölçülmüştür. Gölyaka yöresinde 17 Ağustos 1999 kırığı ile aşmalı
olduğu 6 km.lik bölümünde, kırıktaki doğrultu akım doğudan batıya
doğru azalmakta ve en batı ucunda birkaç cm.ye düşmektedir.
17 Ağustos 1999 doğu Marmara depremi yüzey kırığı
ise 43 km. boyunca kesintisiz izlenen bir kırık şeklindedir. 17
Ağustos kırığı ile aşmalı olduğu bölümün dışında, kırığın batı
ucu oblik faylanma şeklinde gelişmiştir. Efteni gölü yöresindeki
iki noktada yapılan gözlemde, oblik faylanma düzleminin eğimi
yaklaşık 55 derece olarak ölçülmüştür.
Şimdilik az sayıda yapılabilen ölçümlere göre
maksimum sağ yönlü doğrultulu atıl, deprem kırığının orta bölümlerini
oluşturan Beyköy - Dağdibi yöresindedir. Atım değerleri açısından
yorumlandığında fayın 344(000)-350(000) boylamları arasına rastlayan
bu kesimi makrosismik episantr olarak değerlendirilmiştir. Makrosismik
episantr ile Efteni gölü arasına rastlayan batı kesiminde doğrultu
atım ortalama 270-300 cm. dolayındadır. Buna karşın aynı merkezden
doğuya doğru gidildiğinde atım miktarı sistematik olarak azalmakta
ve doğu uçta sıfırlanmaktadır. Atım miktarında gözlenen bu değişim,
depremin 17 Ağustos 1999'da Düzce fayının batı bölümünde gerçekleşen
kırılmanın neden olduğu tetikleme sonucunda meydana geldiğine
yorumlanabilir.
17 Ağustos 1999 Marmara depreminde olduğu gibi
12 Kasım 1999 Düzce depreminde de can kaybına yol açan yapı hasarlarının
çoğunluğu, zeminlerin niteliğine bağlı olarak gelişmiştir. Afetlerdeki
yapı hasarlarının Gölyaka-Kaynaşlı hattı ve Düzce kenti olmak
üzere iki bölgede yoğunlaştığı gözlenmiştir.
Gölyaka-Kaynaşlı hasar zonu; bu zondaki yapı hasarlarının
büyük çoğunluğu, deprem kırığının içinden geçtiği köy ve belde
yerleşmelerindedir. Kırık üzerindeki en fazla hasar Kaynaşlı ile
Hacıyakup Köyü arasındaki bölümdedir. Bu yerleşmelerde çok sayıda
bina kırık tarafından fiziksel olarak parçalanmış ya da deformasyona
uğratılmıştır. 17 Ağustos 1999 depremi ile karşılaştırıldığında,
bu depremden fay zonu üzeri ve yakın çevresinde hasarlı yapı sayısının
az olduğu görülür. Bu da yapı yoğunluğunun az olması yanında,
yerleşim yerlerinin daha dayanımlı zeminler üzerinde bulunan en
büyük yerleşme olan Kaynaşlı'da çok sayıda bina yıkılmış ve ağır
hasar görmüştür.
Depremde en fazla can kaybı ve yapı hasarı Düzce
kentinde gerçekleşmiştir. Yapılan kısa süreli gözlemlerde kentteki
binaların çoğunluğunun üç ve daha fazla katlı yapılar olduğu dikkati
çekmiştir. Kısa süreli gözlemlerde zemin davranışları hakkında
detay bilgi toplanamamış olmasına rağmen, 17 Ağustos 1999 depreminde
Adapazarı'nda olduğu gibi yan yatmış ve devrilmiş yapılar olması
hasarlarda, sıvılaşma yolu ile gerçekleşen zemin taşıma gücü yenilmesinin
önemli payı olduğunu göstermektedir. Deprem kırığına 5-10 km.
uzaklıkta olan kent, Düzce ovasını oluşturan gevşek alüvyon zeminler
üzerindedir. Hasar, kent içerisinde belirli alanlarda yoğunlaşmıştır.
Bu yoğunluk zonları olasılıkla yer altı suyu seviyesi yüksek olan
eski akarsu kanal dolgularının oluşturduğu zeminlerdir. Doğrudan
fay zonu üzerinde yer almayan ve Düzce ovası çevresinde göreli
olarak sağlam zeminler üzerinde bulunan yakın çevre yerleşmelerinde
(örneğin Gümüşova'da), Düzce'ye hasarın kıyaslanamayacak ölçüde
az oluşunda, yerel zemin özellikleri belirleyici olmuştur.